Kumaş Çalan Terzi

Kumaş Çalan Terzi
Kumaş Çalan Terzi

Hikayecinin biri, ballandıra ballandıra terzilerin hilelerini, kumaşları nasıl çaldıklarını anlatıyordu. Dinleyenlerin arasında bulunan biri,

“Ey hikayeci! Tanıdığın hilede en usta terzi kim?” diye sordu. Hikayeci,

“Bu şehrin en usta hırsız terzisi, Ciğeroğlu’dur. El çabukluğu ve hırsızlıkta herkesi geride bırakır” dedi. Adam,

“Yarın evdeki atlas kumaşı alıp Ciğeroğlu’na gideceğim. Eğer beni aldatır, kumaşımdan çalabilirse, şu gördüğünüz Arap atı sizin olsun. Çaldırmazsam, siz bana bir at alacaksınız” diyerek iddialı olduğunu belirtti. Oradakiler iddiayı kabul ettiler.

Ertesi gün bir top atlas kumaşı koltukladığı gibi Ciğeroğlu’nun terzi dükkanına girip selam verdi. Usta hemen yerinden kalkarak güler yüzle karşıladı.

“Buyurunuz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz efendim” diyerek yer gösterip hal hatır sordu. Saygının bini bir paraydı. Ciğeroğlu, bülbül gibi şakıyordu.

Adam terzinin bu tatlı dili karşısında yumuşadı. Elindeki kumaşı terzinin önüne atarak,

“Şu İstanbul atlasından bana bir kaftan biçiver. Belden aşağısı bol, üst tarafı dar olsun. Dikişi de güzel olsun” dedi.

Nabza göre şerbet vermekte usta olan terzi,

“Efendim, sizin gibi sevimli ve kibar müşterilerimizin emirleri başımız üstüne, hizmetinizde bulunmaktan şeref duyarız” diyerek iltifatlarda bulundu.

Terzi önce kumaşı ölçtü. Adamın ölçüsünü aldı. Sıra biçmeye gelmişti. Bu arada hiç durmadan konuşuyor, tatlı hikayeler anlatıyordu. Yüksek makam sahibi müşterilerinin ihsanlarından, cimriliklerinden bahsederek adamın dikkatini dağıtıyordu.

Terzi kumaşı biçmek için makasını eline aldığında, komik fıkralar anlatarak adamı güldürmeye başladı. Terzinin birbiri peşine anlattığı fıkralarla, adam katıla katıla gülüyordu. Gülmekten gözünü açamaz oldu.

O gülerken, terzi kumaştan parça çalarak dizinin altına koydu. Adam kendine gelince,

“Allah aşkına bir fıkra daha anlat” dedi. Teriz de fıkra çoktu. Bir tane daha anlattı. Adam gülerken, bir parça daha kesip koynuna soktu.

Adamın aklı başından gitmişti. Girdiği iddiayı unuttu. Terziye “bir daha, bir daha anlat” diyordu.

Terzi bir fıkra daha anlattı. Adam kahkaha atarken sırtüstü yere düştü. Terzi rahatça kumaştan çalacağını çaldı. Adam yerden kalkıp kendine geldiğinde,

“Ağzını öpeyim bir tane daha anlat” diye terziye yalvardı. Fakat terzinin gönlüne merhamet geldi. Çaldığını yeterli buldu. Adama şöyle dedi:

“Ey kahkahaların esiri olan akılsız adam! Bir fıkra daha söylersem kaftanın sırtına dar gelecek. Kendine kötülük etme. Gerçeği bilseydin, güleceğine kan ağlardın.”


Hikmeti:
Boş gezenler, bir işle meşgul olmayanlar, masal ve hikaye peşinde koşarlar, bu hikayedeki iddiacı adama benzerler.

Bizi aldatan, üzen ve oyalayan fani dünya, terzi gibidir.

Her türlü şehvet ve kadınlar terzinin anlattığı fıkralardır.

Ömrümüz ise dikilmek için terziye verilen kumaştır.

Ebedi saadetin kaftanına giymek isteyenler, ömrün atlas kumaşından takva elbisesi diktirirler.

Ey şüpheyle bocalayan, cehalet çukuruna baş aşağı düşen insan! Ne zamana kadar masal dinleyeceksin? Ne zamana kadar şu dünyanın işvesine kanacaksın?

Ne başında akıl, ne de ruhunda huzur var?

Gaflet terzisi, ömrünün kıymetli kumaşını ayların makasıyla parça parça etti.

Sen hala hayat pahalılığı, geçim zorluğuyla meşgulsün.

Gel, dünyanın bu yönünü görme.

Hayatın zorluklarını, Allah’ın bir rahmeti ve ihsanı kabul et.


Kumaş Çalan Terzi

Mesnevi’den Hikayeler
Mesnevi Cilt 6
Hz. Mevlana (k.s)