Şemsi Tebrizi Hazretlerinin Konya’ya Gelişi

Şemsi Tebrizi Hazretlerinin Konya'ya Gelişi
Şemsi Tebrizi Hazretlerinin Konya’ya Gelişi

Hz. Mevlâna, Şems-i Tebrizî’yi görür görmez ona kendini kaybedercesine bağlandı. Bu bağlanmanın asıl nedenleri arasında, onun mertebesini, kendisini tanımadan çok çok önca mânâ aleminde görmüş olması bulunmaktadır. Mânâ alemindeki görüşmeyi Eflâkî şöyle anlatır:

“Hazret-i Mevlâna buyurdu ki, ‘Bir gün bana meleküt aleminin yolları açıldı; İlahi bir temaşa zevki ile miraç etmek nasip oldu; dördüncü kat göğe kadar çıktım, ama o feleğin yüzünü kararmış gördüm. Beytü’l-Mâmur denilen sarayın sakinlerinden bunun sebebini sordum. O makamın kutsal sakinleri, ‘Bizim güneşimiz fakirler sultanı Şems-i Tebrizi’yi ziyarete gittiği için karanlıkta kaldık’ dediler. Ben o kutsal yerleri dolaşıp tekrar dördüncü kat göklere geldiğim zaman büyük güneşin eskisi gibi kendi merkezinde nur ve ışık saçtığını gördüm.”

Şems’in Hz. Mevlâna hakkındaki sözlerinden bazıları şunlardır:

Dünyanın hiçbir yerinde Mevlâna’nun eşi ve benzeri yoktur. Bütün fenlerde, temel bilgilerde, din bilgisinde, gramer, sentaks, mantık ilimlerinde en büyük uzmanlarla kuvvetle konuşur, tartışır; onlardan daha üstün, onlardan daha zevkli, onlardan daha lafitir. Gerekirse, gönlü isterse, üzüntüsü engel değilse ve konunun tatsızlığı sebep olmazsa, hepsinden daha yetkili konuşur. Ben akıl yönünden bilinmesi gerekli bu bahislerden yüz yıl uğraşsam ondaki ilim ve hünerin onda birini elde edemem. Halbuki o kendisini bilmezlerden sanır ve öyle zanneder. Benim önümde, beni dinlerken, nasıl anlatayım, ayıptır söylemesi, babasının önünde oturmuş iki yaşında bir çocuk yahut Müslümanlığa dair hiçbir şey işitmemiş dönme bir Müslüman gibi öylesine utangaç bir hal alır.”

İşte her iki Hak aşığının aralarındaki sevgi ve saygıdan birer örnek alarak yukarda naklettiğimiz vesikalar bize gösteriyor ki, Şems ile Mevlana biri birini tamamlayan biri birinden renk ve ışık alan iki irfan hazinesidir. Her ikidi de aşk ve hakikatle dolu; madde ve mânâ aleminin sırlarına erişmiş üstün vasıflı birer Allah velisidir. (Gençosman 1974:15)

Şems-i Tebrizi‘nin Konya’ya gelmeden önceki yıllarda Hz. Mevlana‘nın yaşantısına kısaca göz atacak olursak;

Hz. Mevlana‘nın babası Sultanü’l-Ulemâ ebedi aleme göçünce onun muridleri Hz. Mevlana’yı genç yaşına rağmen babasının yerine koymuşlar, onu zamanın alimi, şeyh, Pîr olarak tanımışlardı. Çevresinde bir hayli ilim ve irfana ilgi duyan insanlar toplanmıştı. Ancak Hz. Mevlâna kendisini babasının yerine koymamıyordu. Babasını kaynetmenin boşluğu içerisinde büyük bir manevi yalnızlık hissediyordu. Diğer taraftan Sultanü’l-Ulemâ Belh şehrinde iken Tirmizli Seyyid Burhaneddin Hazretleri de Belh’de bulunuyordu ve Sultanü’l-Ulemâ’nın halifelerindendi. Mevlâna küçük bir çocukken Seyyid Burhaneddin onu çok seviyordu ve eğitimini üzerine almıştı.

Tirmizli Seyyid Burhaneddin şeyhinin Konya’da olduğunu duymuş ve onu ziyaret etmek için Konya’ya gelmişti. Şeyhinin vefat ettiğini öğrenince çok üzülmüştü. Hz. Mevlâna ise eski hocası ve baba dostunu görünce çok sevinmişti.

Sultan Veled, İbtida-nâme‘de Seyyid Burhaneddin‘in eski talebesi Mevlâna’yı imtihandan geçirdikten sonra şöyle dediğini nakleder:

Bilgide eşin yok. Üstün ve seçkin bir kişisin. Fakat, baban hâl sahibi idi. Sen de sözü bırak da onun haline sahip olmaya bak -kal’i bırak hal sahibi ol- bu hususta çalış da, onun yalnız ilmine değil, manevi yönüne de varis ol. Güneş gibi âlemi aydınlat da karanlıkta kalanlara, Muhammedî yoldan çıkanlara yol göster. İstiyorum ki, şeyhim olan babandan bana ulaşan hakikatleri sen de benden alasın. Vakit geçirmeden, senin dervişlik yoluna girmen gerek. Ledün ilmi, Hakk’ı bilme, bulma ilmi peygamberlerin, velilerin ilmidir. Artık senin bu ilimde de ilerlemen lazımdır.

Hz. Mevlâna, Seyyid Burhaneddin’in sözlerini babasının sözleriymiş gibi saygı ve sevgiyle kabul etti. Seyyid Burhaneddin Mevlâna’yı kırk gün bir odaya kapatmış, halvet yaptırmıştı. Şeyh, Mevlâna’nın manevi yalnızlığını gidermişti. Mevlâna da onun virdlerini aşkla, zevkle okuyordu.

Nitekim, Mesnevi‘sindeki şu iki beyit, piştiğinin, kamil insan mertebesine ulaştığının ifadesidir:

Piş, ol da bozulmadan kurtul… Yürü, Burhan-ı Muhakkik gibi nur ol.
Kendinden kurtuldun mu, tamamiyle Burhan olursun, Kul olup yok oldun mu, sultan kesilirsin.
(Hidayetoğlu, 2005:3)

Seyyid Burhaneddin, babasından sonra Mevlâna’ya tekrar iyi bir eğitim verdiyse de bilgisini daha da kuvvetlendirmesi için Halep ve Şam’a gitmesini tavsiye etti. Mevlâna gidince kendisi de Kayseri’ye döndü.

Hz. Mevlâna, Halep’in meşhur medresesi Helâviyye Medresesi’nde iki seneye yakın fıkıh eğitimi aldı. Bu medresenin en tanınmış alimlerinden Kemaleddin İbnu’l Âdim, Sultanu’l Ulema’yı daha önce gçrmüştü, onun oğluna itina ile ders veriyor, yakından ilgileniyordu. Mevlâna’nın zeka ve kabiliyetinin farkına varmış, onun her bakımdan ilerlemesi için çalışıyordu.

Halep’ten sonra Şam’a gelen Mevlâna, Makdisiyye Medresesi’nde kaldı. Muhyiddin-i Arâbi hazretleri de oradaydı. O yıllarda Moğol istilasından kaçan bilginler ve sufiler Şam’a gelmişlerdi. Eşsiz velilerin toplandığı Şam şehri, Hz. Mevlâna’nın bilgi alışverişinde, soru cevap derinleşmesinde çok yararlı oldu. Rabb-i Teâlâ sanki Mevlâna’nın yetişmesi için her şeyi hazırlamıştı.

İki sene Halep’te, dört sene Şam’da kalan Mevlâna tahsil hayatının zirvesine çıkmıştı.

Hz. Mevlâna‘nın Halep ve Şam’daki tahsil hayatı bitmiş, Anadolu’ya dönmüştü. Önce Kayseri’ye uğrayarak hocası Seyyid Burhaneddin‘i alarak birlikte Konya’ya gelmişlerdi. Hocası onu bilgide ve şeriata bağlılıkta daha da olgunlaşmış olarak bulmuş, daha da mükemmel bir hale getirmek için gayret ediyordu.

Kayseri’ye dönen Seyyid Burhaneddin bir yıl kadar sonra, bir gün hizmetkarını yanına çağırarak su hazırlatır ve gusül abdesti aldıktan sonra hizmetçişine, “Git, kapıyı sıkıca kapa ve dışarıda gördüklerine ‘Garip Seyyid dünyadan göçtü’ diye salâ ver” der. Odasına çekilerek, “Ey büyük Allah’ım, ey dost, beni kabul et ve canımı al. Beni benden al. Beni her iki dünyadan da al, götür. Ben seni istiyorum. Sensiz olan herşeyi benden al” diye dua eder. Hz. Mevlâna şeyhinin ölüm haberini alınca Kayseri’ye hareket eder. Mezarı başında saatlerce duada bulunur.

(Devam Edecek…)


Şemsi Tebrizi Hazretlerinin Konya’ya Gelişi

Şemsi Tebrizi Hazretlerinin Konya’ya Gelişi, Mevlâna’nın Hayatı
Şems-i Tebrizi, Melahat Kıyak Ürkmez