Ey Yar Söylemeden Gönlü Alır Götürürsün

Ey Yar Söylemeden Gönlü Alır Götürürsün
Ey Yar Söylemeden Gönlü Alır Götürürsün

Mevlana Hazretleri (kuddise sirruhu) susarak sessiz, sözsüz, hal diliyle konuşmanın daha iyi ve değerli olduğunu şu örnekle anlatma yoluna gider:

“Hz. Osman (r.a) halife olunca minbere çıktı. Halk ‘Acaba ne buyuracak?’ diye bekliyordu. O sustu ve hiçbir şey söylemedi, sadece halka baktı ve onlarda öyle bir kendilerinde geçme hali (vecd) hasıl oldu ki dışarı çıkamaz ve birbirlerini unutmuş konuma geldiler. Nereye oturmuşlardı? Şimdiye kadar yüzlerce zikir, vaaz ve hutbeden onlara öyle bir hal hasıl olmamıştı. Bu defa onlar için o kadar amel ve vaaz ile meydana gelmemiş olan birçok faydalar oluşmuş ve sırlar keşfolunmuştu. Oturum sonuna kadar Hz. Osman böylece bir şey söylemeden baktı. Minberden inmek isteyince: ‘Sizin için faal imana sahip olmak, çok söyleyen bir imana sahip olmaktan daha hayırlıdır’ buyurdu. Bunu doğru söylemiştir. Çünkü söz söylemekten maksat bir fayda vermek, kalbe tesir etmek, ahlakı değiştirmek ve incelikleri göstermektir. Oysa o, hiç konuşmadan konuştuğu zamankinden daha fazla, cemaatte bütün bunları meydana getirdi ve onlar sözde elde ettikleri faydaların birkaç mislini, sözsüz olarak elde ettiler.”

Gerçek Hak Aşıkları Daima Namazdadırlar!
Hazreti Mevlâna Celâleddin-i Rûmi (k.s), kulu Rabbine ulaştıran gerçek namaz halini ve bu duyguları namazın dışında da koruyabilmenin yolunu pırlanta misali olan şu sözlerle anlatır:

“Bize doğru yolu gösteren, bizi kötülüklerden alıkoyan namaz, beş vakitte kılınır. Halbuki aşıklar, daima namazdadırlar! O gönüllerindeki aşk, başlarındaki ilahi sevgi ne beş vakitle yatışır, ne de beş yüz bin vakitle geçer gider!

‘Beni az ziyaret et’ sözü, aşıklara göre değildir; gerçek aşıkların canları pek susuzdur!

‘Beni az ziyaret et’ sözü balıklara uyar mı? Onların canları, deniz olmadıkça yaşayabilir mi? Bu denizin suyu pek korkunçtur; ama balıkların mahmurluğuna göre bir yudumcuktur! Bir an için ayrı düşmek, aşığa bir sene gibi gelir.”

“Ey susmak! Benim özüm sensin, sevdiğimin perdesi de sensin. Susmanın en değersiz lütfu, insandan korkunun da, recanın da yok olup gitmesidir. İnsan kaderin getirdiklerine karşı susarsa, şikayet etmezse, onda ne korku kalır, ne de reca.”


Ey Yar Söylemeden Gönlü Alır Götürürsün

Divan-ı Kebir
Hz. Mevlâna